Böbrek tümörü olan hastalarda böbreğin tümünün veya sadece tümörlü kısmın çıkarılması, çalışmayan böbreğin alınması ve benzeri ameliyatlar uzun yıllar boyunca açık ameliyatlarla tedavi edilmekteydi. Ancak tıp alanında laparoskopik (kapalı) ameliyat tekniklerinin gelişmesi üroloji alanında da açık ameliyatların yerini kapalı ameliyatlara bırakmaya başladı. Peki, laparoskopik böbrek ameliyatı nedir?
Günümüzde Amerika ve Avrupa ülkelerinde bu teknik standart haline geldi. Buna rağmen ülkemizde birçok merkezde hala açık ameliyat yapılıyor. Bunlar ekipman yetersizlilklerinin yanı sıra bu konuda yetişmiş deneyimli ürolog sayısının azlığına dayanıyor.
Laparoskopik Böbrek Ameliyatı Nedir?
Laparoskopik böbrek ameliyatı, karın bölgesinde birkaç küçük (yaklaşık 1 cm) kesi açılarak, uzun cerrahi aletler ve kamera sistemi kullanılarak gerçekleştirilen kapalı bir cerrahi yöntemdir.
Bu teknikle, çalışmayan bir böbreğin tamamen alınması işlemine “laparoskopik nefrektomi”, büyük tümörlü böbreklerde böbreğin tamamının çıkarılmasına “laparoskopik radikal nefrektomi”, küçük tümörlü böbreklerde ise yalnızca tümörün ve böbreğin sınırlı bir kısmının çıkarıldığı operasyona “laparoskopik parsiyel nefrektomi” denir.
Ayrıca, böbrek kanal darlıklarının düzeltildiği ameliyata “laparoskopik piyeloplasti” adı verilir. Bu yöntemler, minimal invaziv yaklaşım sayesinde hastaların iyileşme sürecini hızlandırır ve komplikasyon riskini azaltır.
Laporoskopik Böbrek Ameliyatı Kaç Saat Sürer?
Laparoskopik böbrek ameliyatının süresi, ameliyatın türüne, hastanın durumuna ve cerrahın deneyimine göre değişiklik gösterir. Örneğin; laparoskopik nefrektomi veya piyeloplasti gibi işlemler genellikle 1-3 saat arasında sürer.
Daha karmaşık vakalarda, örneğin laparoskopik radikal nefrektomi veya parsiyel nefrektomi, süre 2-4 saate kadar uzayabilir.
Deneyimli cerrahlarda ve ileri teknikler kullanıldığında bu süreler kısalabilir. Böylece hastalar daha az anestezi alır ve iyileşme süreci hızlanır. Ameliyat öncesi değerlendirmelerde, cerrahınız size tahmini süre hakkında detaylı bilgi verecektir.

Laparoskopinin Avantajları
Laparoskopik böbrek ameliyatlarının en önemli avantajlarından biri, geleneksel açık ameliyatlarda 20-40 cm’lik büyük kesiler yerine çok küçük kesiler yapılmasıdır. Bu, yalnızca estetik bir iyileşme sağlamakla kalmaz, aynı zamanda daha hızlı ve sorunsuz bir yara iyileşmesi sağlar.
Özellikle diyabet hastaları gibi yara kapanması geciken veya enfeksiyon riski yüksek bireylerde bu avantaj daha belirgindir. Ayrıca, hastaların hastanede kalış süresi kısalır, günlük aktivitelerine ve işlerine daha erken dönebilirler.
Ameliyat sonrası ağrı seviyesi düşüktür, bu da daha az ağrı kesici ilaç kullanımı anlamına gelir. Deneyimli cerrahlarda ameliyat süreleri açık yöntemlere kıyasla daha kısa olduğundan, anestezi maruziyeti de azalır.
Böbrekteki Kistlerin veya Kitlelerin Tümü Kötü Huylu Mudur?
Böbrekte görülen kitlelerin bazıları kist (içi sıvı dolu baloncuk) yapısında olabildiği gibi, bazıları da doku kıvamında olabilmektedir. Böbrek kistlerinin bazıları ve toplumda en sık görülen şekli “basit kist” olarak adlandırılan kistler olup çoğu zaman hastaya herhangi bir zarar vermez ve tedavi gerekmez.
Aynı zamanda kansere dönüşme riski taşımaz. Ancak “komplike kist” olarak tanımladığımız kistlerin bazıları halihazırda kanser hücerleri barındırabileceği gibi, ilerleyen zamanlarda da kanser dönüşümü gösterebilir.
Doku kıvamında olan kitleler ise çok çeşitlilik gösterir, bunlar arasında iyi huylu olanlar olabildiği gibi kötü huylu olan birçok böbrek tümörü çeşidi vardır.
Ultrason, tomografi veya MR gibi görüntüleme yöntemleriyle bu kitlelerin iyi veya kötü huylu olduğunu kesin ayırt etmek zordur. Yalnızca sınırlı sayıda vakada net ayrım yapılabilir. Bu nedenle ileri tetkik ve biyopsi gerekebilir.
Hangi Durumda Ameliyat Gerekir?
Yukarıda da belirttiğimiz gibi eğer böbrekte kötü huylu bir tümör olduğu düşünülen bir kitle varsa, bunun mutlak olarak ameliyat edilmesi gerekir. Çünkü bunların ilaçla tedavisi mümkün değildir.
Bu durumda yapılacak ameliyata tümörün böbrek içerisindeki yerine ve büyüklüğüne bakılarak karar verilir.
Eğer mümkünse böbreğin korunarak sadece tümörün çıkarıldığı operasyon (laparoskopik parsiyel nefrektomi) uygulanır. Şayet tümör böbreğin büyük bölümünü kaplamışsa o zaman tümörün böbrekle birlikte çıkarılması gerekir (laparoskopik radikal nefrektomi).
Tümörler dışında, bir böbreğin çürüyüp çalışmadığı durumlarda ise birkaç kritere bakılarak ameliyata karar verilir.
Eğer çalışmayan böbrek sürekli enfeksiyona sebep oluyorsa, ağrı yapıyorsa veya yüksek tansiyona neden oluyorsa o zaman böbreğin alınması (laparoskopik nefrektomi) ameliyatı yapılması uygundur. Bunların hiçbirine neden olmuyorsa ancak içerisinde taş varsa veya çok şişmiş durumdaysa yine operasyon gerekir.
Doğuştan küçük olan böbreklerde ise yukarıdakiler yoksa ameliyat gerekmez. Basit kist dediğimiz böbrek kistlerinde ise kist belli bir büyüklüğe geldiğinde yine laparoskopik yöntemle alınması gerekebilir.
Çoğunluka çocuk yaşta tespit edilen böbrek kanal darlıklarında ise sintigrafi dediğimiz tetkik yapılarak bu darlığın böbreğe zarar verip vermediğine bakılır. Bu teste göre operasyon kararı verildiğinde yine laparoskopik yöntemle böbrek kanalının dar kısmı çıkarılarak diğer kısımlar birleştirilir ve böbreğin normal çalışması sağlanır.









